|
Divan-I Lügat-it Türk nasıl
bir kitaptır? Hicretin üçüncü asrından, onuncu asrın ortalarına değin, Türklüğün altın devri idi; bu devirde Türkler bir yandan Çin sınırlarından - Pekin yakınlarından- Macaristan’a ve Avrupa ortalarına, bir yandan da Kuzey Buz Denizleri’nden Hindin ve Arabistan’ın sıcak denizlerine, Südan’a ve Büyük Okyanus’a dek taşmışlar, hemen her yerde kuvvetli egemenlikler kurmuşlardı. Kendilerini her yerde saydırmışlar, her yerde efendi tanıtmışlardı. Türklüğün hükmü yürüdüğü bu geniş bölgelerde Türk dilinin de üstün tutulacağına, kendileri gibi dillerinin dahi sayılacağına şüphe yoktur. Birçok kimselerin Türkçe öğrenmeye uğraştıkları içindir ki bu devirlerde bir hayli kitap yazılmıştır. Her ne kadar Gaznelilerle Salçık Oğulları Türkçeye büyük bir önem vermeyerek Farsçaya daha çok düşkünlük göstermişlerse de öbür Türkler ve Türk büyükleri ulusal dile değer vermişlerdir. Bizim gördüğümüz eserler arasında her yönden en önemli, her bakımdan en değerli eser Divan-u Lügati’t Türk‘tür. Bu dönemde yazılan eserlerin sahiplerinden bir takımlarının Divandan faydalanmış olmaları gerekir. Divanü Lûgat-it Türk, Türk Dilleri Kamusu demektir, bu kitap paha biçilemeyecek kadar değerlidir; bilgi dünyası bu kitaba çok önem vermekte ve kitabı çok beğenmektedir. Hemen her medeni milletin üniversitesinde ve Türkiyatçıları arasında bu kitap eşsiz sayılmaktadır. Eski eserlerden hiç biri bu eser kadar önem kazanmamıştır. Divanü Lügatte, bugün ölmüş birçok güzel kelimeler bulunduğu gibi, o vakitki kültürün ve medeni varlığın yüksekliğini gösterir bir hayli tanık ta vardır.Divan, Türk, Hele Türk fiillerinin yapısını gösteren kısımlar pek değerlidir; kitapta yer yer, dil üzerine önemli kurallar söylenmiş; ses değişimleri, gramer halleri, diyelek ayırtları açık olarak gösterilmiştir. Bundan başka saymış olduğum şeyleri tanıklamak için bol ve zengin örnekler dahi vermiştir.
İşbu örneklerin birçokları cümle halinde olduğu için büyük bir anlama, değerli bir çözümleme kolaylığı göstermektedir. Örnekler, kelime, cümle, sav, beyit, parça gibi şeylerdir. Biz bu örneklerden yalnız o vaktin dil durumunu öğrenmekle kalmıyoruz:; Türk‘ün eski tarihini, edebiyatını, yaşayışını, düşünüşünü de birlikte öğreniyoruz. Bu faydalardan başka o vakitki coğrafi durum üzerine de doğru bilgiler elde ediyoruz. Şimdiye değin eski Türk Dili ve eski Türk varlığı üzerine bunun kadar işe yarar, bunun kadar elverişli bir eser görülmemiştir; bu eser, tektir, tek kalacaktır. Türk dünyası Kaşgarlı Mahmud’un adını her zaman saygıyla anacaktır.
Biz bu eşsiz kitaptan eski Türklerin (900) yıl önceki dillerini, düşünüşlerini, durumlarını öğrendiğimiz gibi kitapta medeniyet dünyasına karşı her zaman göğsümüzü kabartacak olan birçok öğünç ve kıvanç kaynakları dahi buluyoruz; (900) yıl önce atalarımızın ipek mendil taşıdıklarını, elbise kırışıklıklarını yatıştırmak için ütü kullandıklarını da görüyoruz; hele yeryüzünün efendisi olan Türk askerlerinin o vakitler bile kuru bir derintiden ibaret olmayıp, her erin adını, sanını, aylık olgularını gösterir bir defterin bulunduğunu öğrenmemiz dünyaya değer bir faydadır. Bundan başka Türklerin kadınlara ve çocuklara ve düşkünlere gösterdikleri saygı izlerini de orada buluyoruz. Divan dikkatle gözden geçirilirse daha bu gibi birçok öğünmeye yarar şeyler görülecektir. Divanın yazma nüshası bir tanedir; şimdiye değin bir ikincisi bulunmamıştır. Eldeki yazma nüsha büyük bir cilt ve (319) yapraklıdır. Kâğıdı vaktiyle Doğu memleketlerinde yapılmış olan sağlam ve kalın bir kâğıttır. Kitabın bazı yerleri yaşlık görerek kararmış ise de bozulmamış ve çürümemiştir. Birkaç kelime dış olmak üzere her tarafı iyice okunabilmekte, bundan kitabın iyi korunmuş olduğu anlaşılmaktadır.
Divan-i Lügati’t Türk
Atasözleri
Abçı neçe al tep bilse, ayıg anca yol bilir
Aç ebek, tok telek
Aç ne yemes, tok ne temes
Agılda oglak togsa arıkda otı öner
Agız yese köz uyadur
Alın arslan tutar, küçin sıçgan kösgük, oyuk
tutmas
Alp çerikde, bilge tirikde
Alp eriğ yabrıtma, ıkılaç arkasın yagrıtma
Alplar birle uruşma, beğler birle turuşma
Alp yağıda, alçak çoğuda I-
Anası teblük yufka yapar, oglı tetik koşa
kapar
Añduz bolsa at ölmes
Anıñ yüziñe titinü baksa bolmas
Anuk otru tutsa yokka sanmas
Arı kapçıtsa ısrur
Arkasız er çeriğ sıyumas
Arpasız at aşumas, arkasız alp çeriğ sıyumas
Arslan karışa sıçgan ötin ködezür
Arslan kökrese at ayakı tulaşır
Aşıç ayur tübüm altın, kamıç ayur men kayda
men
Aş tatıgı tuz yogrın yemes
Atan yüki aş bolsa açka az korunur
Ata oglı ataç togar
Atası açıg almıla yese oglınıñ tısı kamar
Atası anası açığ almıla yese oglı kızı tısı
kamar
Ata tonı ogulka yarasa atasın tilemes
At teküzligi ay bolmas
Ayın kişi neñi neñ sanmas
Ay tolun bolsa eliğin imlemes
Azuklug aruk ermes
Balık subda közi taştın
Bar bakır, yok altun
Barçın yamağı barçınka, karış yamağı karışka
Barıg otru tutsa yokka sanmas
Beş erñek tuz ermes
Bilmiş yek bilmedük kişiden yeğ
Bir karga birle kış kelmes
Bir tilkü terisin ikile soymas
Bir toyın başı ağrısa, kamug toyın başı
agrımas
Boldaçı buzagu öküz ara belgülüğ
Bor bolmayıp sirke bolma
Boşlaglansa boksuklanur
Boş neñge iyi bolmas
Böri koşnısın yemes
Böriniñ ortak, kuzgunuñ yıgaç başında
Buğday katında sarkaç subalur
Bu kök kirsün, kızıl çıksun
Buşmasar boz kuş tutar, ebmeser
ürüñ kuş tutar
Buzdan sub tamar
Bütün ümlüğ kanca bolsa olturur Divan, Türk, Divanı Lügatit Türk, Kaşgarlı Mahmut, Divan-u Lügati’t Türk
Çaksa tütnür, çalsa bilnür
Çakşak üze ot bolmas, çakrak bile ubut
bolmas
Divan-ı Lügati’t Türk’ten Dörtlükler Türk
Kış ile Yazın Atışması
Aşk
Savaş
Ağıt
<<<
Önceki Sayfa
Sayfa
43 Sonraki
Sayfa
>>> |