EMRİNDEYİZ PAŞAM

Yine bir akşamüzeri elimdeki dondurmayı yiyerek Ferhat ile Şirin Çeşmesi’nin yanına oturdum. Çeşmeden akan suyun hüzünlü sesi, yeşil ırmağa vuran ayın gölgesi adeta büyülemişti beni. Kral kaya mezarları öyle göze çarpıcıydı ki gözümü bir türlü alamıyordum. Beyazıt Camisi ile kral kaya mezarları boy ölçüşür gibiydi. Yeşilırmak sakin ve sessizdi. Önümden geçen insanlar adımlarını sürekli hızlandırıyorlardı. Kuşlar yuvalarında uyuyorlardı. Manzara mükemmeldi.

 

Oturduğum yerden kalktım. Yürümeye devam ettim. İleride şehzade heykellerinin önünde durdum. Tarihteki önemlerini düşündüm, ilerledim. Merdivenlerden çıktım. Çınarların nazlı nazlı hışırdaması ruhuma bir mutluluk serpmişti. Köprünün ortasına geldim. Hazeranlar Konağı’nın, yolların ve Kral Kaya Mezarları’nın ışıkları ırmağın üzerine yansımıştı. Ve ırmakta olağanüstü bir görünüm yaratmıştı.

 

               Biraz daha ilerleyip köprüden karşıya geçtim. Kadınlar konuşuyorlardı:

- Yurdumuz işgal ediliyor.  Savaş yakında buralara da gelecektir. Mustafa Kemal adlı bir paşa gelecekmiş. Vatanımızı kurtarmaya çalışırken yanımızda o da olacakmış!

 Söylenenlere bende kulak misafiri oldum. O anda her şeyin değişik olduğunu fark ettim. Kadınların başlarında şapka yerine beyaz yemeni, ayaklarında ise pantolon yerine şalvarlar vardı. Evler samandandı. Biraz daha ilerledim. Erkekler bir kahvehanede toplanmışlardı.  Onlarında konuştukları konu kadınların konuştuğundan farklı değildi. Kahvehanede oturup bir bardak çay içtim. Ağzım kurumuştu. O sırada koşarak birinin geldiği görüldü. Gelen kişi bize bir haber getirmişti:

 

- Paşa geldi! Paşa geldi!

 

            O anda kalabalığın yüzünde bir sevinç belirdi. Artık herkesin yüzü gülüyordu. Erkekler toplanıp paşanın yanına gittiler. Erkekler giderken onları gören kadınlar peşlerine takıldı. Yavere paşanın müsait olup olmadığını sordular.

 

Yaver:

   

-           Paşam, Amasyalılar sizinle görüşmek istiyorlar. İçeriye alayım mı?

 

Mustafa Kemal Paşa,  tek bir kelimeyle:

 

      - Buyursunlar,  dedi.

 

      Yaver topluluğu içeriye aldı. Gruptan bir kişi:

   

-          Yurdun kurtulacağından emin misiniz Paşam? 

 

Paşa  topluluğun  cesaretlenmesi  için  kısa bir  konuşma yaptı:

-  Kazanmanın tek koşulu inanmaktır. Siz inanın yeter. Hem kendinize hem de Türk Milleti’ne inanın. Bu vatan bölünmez ve bölünmeyecek!

 

Paşanın bu sözleri üzerine topluluk kararını verdi ve hep bir ağızdan:

 

    -       Emrinizdeyiz Paşam!

 

             Paşa bundan çok memnun olmuştu.

 

Birden irkildim. Buz gibi rüzgâr yüzüme vurmuş, beni hayalimden uyandırmıştı.

 

Yürümeye devam ettim. Hayalimde içtiğim çay bana yetmemişti. Sıcak bir çay daha içmek istiyordum. Gamaşuk’a doğru ilerledim ve orada bir çay içtim. O sırada bir arkadaşıma rastladım. Hayalimi onunla paylaştım. O gün evlerimize giderken ikimiz de bu konuyu düşünüyorduk.

 

 

                                                       A.Rumeysa KELEŞ

 

<<< Önceki Sayfa                                        Sayfa 42                                Sonraki Sayfa >>>
        
            İçerik Sayfası
>>>