|
TÜKENİŞ
Yaşlı bir adam; hayatını içkiye, sigaraya ve kumara adamış. Ailesinin kıymetini anlamamış ve bu nedenle yalnız kalmış. Yalnız kalınca kendini daha çok içkiye vurmuş. Ve bir gün organları isyan etmiş. Karaciğer: —Bu adam sadece kendisini değil, beni de içkiye adadı. Ben artık bu görevden sıkıldım, pes ediyorum, demiş. Ardından akciğer konuşmuş: —Ben de burada boğulacak duruma geldim, zehirlenmek istemiyorum! Sırasını bekleyen eller konuşmaya başlamış: —Benimle de kumar oynuyor ve ben bundan hoşlanmıyorum! Böbreklerde atılmış lafa: —Siz bir de beni düşünün, bu adamın içkili, sigaralı kanını süzüyorum ve bu iş bana zarar veriyor! Herkes konuşur da mide durur mu? Konuşmaya başlamış: —Delinmeme az kaldı, yakında bütün vücutta parçalarım bulunacak! Onlar aralarında tartışırken beyin ve kalp saklanacak yer arıyorlarmış. Çünkü suçun onların üzerine kalacağını biliyorlarmış. Tam o sırada karaciğer önlerine çıkmış. Nereye gittiklerini sormuş ve durmalarını söylemiş. Kalp ve beyin arkalarına dönüp kaçmak istemişler; ama başaramamışlar. Çünkü, arkalarında akciğer varmış. Karaciğer ve akciğer bunları tutup diğer organların yanına getirmişler. Önce herkes beyine saldırmış. İlk söz yine karaciğere düşmüş: —Beyin beyin! Biz seni neden yöneticimiz seçtik? Bize vereceğin karşılık bu muydu? Akciğer konuşmuş: —Senin yüzünden ne hallere düştüm. Artık, ayakta duracak halim kalmadı! Eller: —Sen, bu adamın aklına kumarı sokmasaydın ben bir o yana bir bu yana savrulmazdım! Herkes böbreğin konuşmasını bekliyormuş. Ve böbrek: — Bu adam, içkiye senin yüzünden başladı. Onu kendine alet ettin, diye çıkışmış. Artık, beyin başını kaldıramaz olmuş. Bütün organlar hep bir ağızdan beyine: —Beyin beyin, yetti artık çık git bu vücuttan! Dağları tepeleri aş, bizden uzaklaş! Sana burada yer yok! Bizi rahat bırak! Seni başkan seçtik; sen bize ihanet ettin! Kapı açık, arkanı dön ve çık! Beyin kendini savunmuş: —Arkadaşlar, durun ben bunları yapmış olamam. Bu adamın hiç suçu yok mu? Organlar onu dikkate almamışlar. Sıra gelmiş kalbe. Karaciğer akciğerin adına da konuşmuş: —Biz, akciğerle düşündük senin bu adama yeterli kadar sevgi duygusu vermediğini anladık, demiş. Eller konuştu: —Bana kalırsa sen de beyin gibi görevini yapmadın! Böbrekler: —Biz, seni önemseyip sana başkan yardımcılığı görevini verdik. Sen bu görevi kötüye kullandın! Son olarak mide söz almış: —Ahhhh! Keşke herkes görevini tam yapsaydı da bu duruma düşmeseydik! Ardından tüm organlar beraberce: —Kalp kalp! Sen, yetkili biriydin; ama bu yetkiyi kötüye kullandın! Bize ve bu adama zarar verdin! Çık git bu vücuttan! Dereleri, ovaları aş, bizden uzaklaş! Sen, bize ihanet edip hayatımızı kararttın1 Kapı açık, arkanı dön ve çık! Kalp kendini savunmuş: —Arkadaşlar durun! Bütün suç bende mi? Ya beyine ne demeli? Ayrıca adamda hiç suç yok mu? Organlar: —Kalp kalp, uyu sen. O çoktan çıkıp gitti. Arkasına bile bakamadı. Biraz gururun varsa sen de onun gibi çık git! Bunların üzerine kalp gururunu önüne katıp yola koyulmuş. O dereler aşadursun bizim organlar bir veda konuşması hazırlıyorlarmış. Karaciğer konuşmuş: —Arkadaşlar, ben artık dayanamayacağım, bu içki deryası içinde boğulacağım, demiş ve görevine son vermiş. Akciğer: —Arkadaşlar, ben sizi çok özleyeceğim! Artık, dayanamıyorum. Bu dumanlar beni zehirliyor içten içe, kemiriyor! Demiş ve işlevini bitirmiş. Eller: —Ben de artık titremeye başladım! Artık, bir şeyleri tutmayı bırakacağım! Demiş ve adamın elleri tutmamaya başlamış. Böbrekler söz almış: —Biz, artık görevimizi yapamıyoruz. Canımız yanıyor! Mide: —Ben burada yalnız kaldım. Neden bekleyeyim ki! Zaten her tarafım zedelendi, delindi delinecek! Demiş, görevini yapmaz olmuş. Bu sırada, adam can çekişiyormuş. Nefes alamıyor, elleri tutmuyor, gözleri kararıyor, düşünemiyormuş. Ve daha fazla dayanamayıp o da dünyadaki son nefesini vermiş. Herkes görevini tam olarak yerine getirirse toplum daha huzurlu ve düzenli olur.
|