YOL ARKADAŞI

İrfan Oğlu Kadir, Selçuk Kızı Ayşe’yi eş olarak kabul ediyor musun? Diye sordu nikâh memuru damada dönerek.

—Evet!

 Bu cevabın ardından salonu inleten bir alkış ve bağırış tufanı koptu. Kadir’in bakışları, bu kısa alkış tufanında annesine takıldı. Yaşlı kadının gözleri yaşlarla doluydu. Bu yaşlar mutluluk yaşlarıydı. Kadir, “Keşke babam da burada olsaydı!” diye geçirdi içinden. O küçük, bahçesin güller, menekşelerle dolu olan evi hatırladı birden. Mutlu bir çocukluk geçirmişti o beyaz badanalı küçük evde. Babasını kaybedince annesi ona hem annelik hem de babalık etmişti.  

Okulunu bitirip öğretmen olarak karşı mahalledeki okula atanınca, babasının emektar arabasını tamir ettirip binmeye başlamıştır artık. Bundan da büyük keyif almaktadır.

—Kadir oğlum hazırlandım mı? Yoksa okula geç kalacaksın!

—Hazırlandım, çıkıyorum anne!

Kadir öğretmen arabasına biner. Kısa sürede okuluna varır. Dersine girer öğrencilerini bir güneş gibi aydınlatarak mesaisini bitirir. Dönüşte ‘’Yol Arkadaşım ‘’ dediği arabasına benzin alır ve evine gider. Eve geldiğinde annesiyle birlikte sofraya otururlar ve sohbet sırasında annesi Kadire:

—Oğlum, bu devirde tasarruflu olmalıyız. Baksana kriz üstüne kriz yaşıyor Dünya. Bankalar, hatta ülkeler batıyor. Ben diyorum ki senin araban çok masraflı; neredeyse maaşının yarısı ona gidiyor. Yakın bir zaman da evleneceksin. Tabi hayırlı bir kısmet çıkarsa! O zaman masrafların daha da aratacak. Şimdi böyle olursa evlendikten sonra zor duruma düşebilirsin. O yüzden daha masrafsız olan minibüsle ya da lise zamanındaki bisikletinle okuluna gidebilirsin.

—Ama anne, ben koskoca öğretmen oldum. Bisikletle okula gidecek yaşı geçmedim mi? Gören ne der? Öğrencilerim güler, dalga geçer sonra!

—Oğlum, bisikletle gidersen spor da yapmış olursun. Hem Japonya’da, Avrupa ülkelerinin birçoğunda devlet yöneticileri bile bisiklet kullanıyor. Onlar neden utanmıyorlar? Hem Avrupa Birliğine gireceğiz diye canımız çıkmıyor mu? Bu kafayla değil Avrupa Birliğine girmek, önünden bile geçemeyiz. Üstelik sen bir öğretmensin, bu topluma bazı şeylerde sen örnek ve önder olacaksın!

—Haklısın anne! Denemekte fayda var.

Kadir Öğretmen, evin bodrumuna iner.  Bodrum soğuk ve karanlıktır. Işıkları açar ve bisikletini görür. Yoğun bir toz katmanı bisikletini kapatmıştır. Tekerlekleri patlamış, zinciri kırık bir şekilde bir köşede durmaktadır emektar bisikleti. Dikkatli bir şekilde tozunu siler.  Onu savaşta yaralanmış bir kahraman misali dikkatlice kucağına alır, arabasına koyup bisiklet tamircisine götürür. Bisikletçi bir hemşire gibi bisikletin yaralarını sarar ve Kadir    Öğretmen’e verir.

            Artık Kadir Öğretmen’in yeni “Yol Arkadaşı” bisiklettir. Okula bisikletle gidip gelirken bir genç kıza çarpar. Neyse ki bir şey olmamıştır.  Özür diler, kendini affettirmek için elinden geleni yapar. O genç kız “Selçuk Kızı Ayşe”dir.

—Selçuk Kızı Ayşe, İrfan Oğlu Kadir’i kocalığa kabul ediyor musun?

—Evet!

           - Ben de, Belediye Başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak, sizi karı – koca ilan ediyorum!

                                                                       ONUR YILDIRIM



   <<< Önceki Sayfa                                     Sayfa 27                                 Sonraki Sayfa >>>
        
                                                                İçerik Sayfası >>>