GAZ LAMBASI
 

Ömer 19 yaşında, üniversiteye hazırlanan bir gençti. İverönü Köyü’nde yaşıyordu. Köyleri bir dağın yamacında kurulmuştu. Şehre oldukça uzaktılar. Elektrikleri yakın zamanda bağlanmış, henüz evlerinde suları akmıyordu. Hayvanları ve onlardan elde ettikleri ürünler başlıca geçim kaynaklarıydı. Çocukluğu hayvan sürülerini otlatmakla geçmişti Ömer’in.   Üniversite sınavı da yaklaşmıştı artık. Her gün vakit buldukça ders çalışıyordu.  

               Bir gece köyün ıssız ve taşlı yolunda evine dönüyordu Ömer. Cılız sokak lambaları aydınlatıyordu yolunu. Yoldaki taşlar yürümesini zorlaştırıyordu. Evine varmasına az bir yol kalmıştı ki birden elektrikler kesildi. Duvarlara tutunarak el yordamıyla yoluna devam etti. Yoldaki bir taşa takıldı ve yere yuvarlandı. Üstü başı toz içerisindeydi ve canı acımıştı. Dikkatlice ve duvarlara tutunarak evine ulaştı. Eve girdi ve bir sandalyeye oturdu. Elektrik olmadığı için gaz lambaları yanıyordu. Gaz lambalarından kurtulduk, diye çok sevinmiştiler elektrikleri bağlandığında. Ama yine gaz lambası imdatlarına yetişmiş karanlıklarını aydınlığa dönüştürmüştü. Ömer, gaz lambasına haksızlık ettiklerini düşünerek bu vefalı dosta sevgiyle baktı. Bakışlarıyla özür diledi adeta. Annesi merakla yanına geldi.

             Anne:

 - Bu üstün başın ne halde, sana ne oldu böyle oğul?

             Ömer:

-  Eve gelirken elektrikler kesildiği için bir taşa takılıp, yere yuvarlandım ve üstüm başım toz oldu. Ben üstümü değişiyim. Yemekte konuşuruz.

            Anne:

 -   Sen benim elimdeki gaz lambasını al, değiştir üstünü sonrada yemeğe gel.

            Ömer odasına gidip üstünü değiştirir. Sonrada odaya yemek için geldi. Annesinin yer sofrasına hazırladığı yemeklerden yer ve karının doyurdu. Annesi sofrayı topladı.

 Anne:

 -  Bu elektrik sorunu ne zamana kadar böyle gidecek?

 Baba:

-  Uzun sürer herhalde. Şehirdeki insanların savurganlığı böyle küçük köyleri etkiliyor işte. Böyle giderse eski günlere döneceğiz herhalde.

Ömer:

-   Herkesin ışıl ışıl yaşadığı bir dünyada karanlığa mahkûm olmak kötü bir şey. Işık yok, televizyon yok. Dünyadan habersiz yaşayıp gidecek miyiz buralarda!

Baba:

-  Bu elektrik sorunu seni çok etkilemesin, ders çalışmanı aksatma.

 Ömer:

 - Ben odama gideyim, ders çalışayım. Size iyi akşamlar.

            Ömer odasına gider gaz lambasının ışığında derslerine çalışmaya devam eder.

            Aradan aylar, hafta geçer. Elektrik sorunu hâlâ devam etmektedir. Bu elektrik sorunu Ömer’i gaz lambasında çalışmaya mahkûm etmiştir. Her gece gaz lambasında çalışmaktan gözleri bozulmuş,  gözlük takmak zorunda kalmıştır.

             Sınava bir gün kala şehirde tanıdığı bir arkadaşına gitti Ömer. Arkadaşı Ömer’e şehri gezdirdi. Akşam olmuştu. Sokak lambalarının yanmasıyla Ömer irkildi. Karanlıklar onlar için bir kader olmuştu. Buralara değil evler sokaklar bile ışıl ışıldı. Haksızlık değil miydi bu? Biz de bu ülkede yaşamıyor muyduk?

Arkadaşıyla birlikte eve doğru gidiyorlardı. Ömer Sokak lambalarına dikkatlice bakıyordu. Ömer’in dikkatlice lambalara bakması, arkadaşı Mehmet’in dikkatini çekti.

Mehmet:

-   Neden bu kadar dikkatlice lambalara bakıyorsun?

Ömer:

-   Şehirlerde elektriğin bu kadar hoyratça kullanılması beni rahatsız ediyor. Şehirdeki insanların tutarsızlığı benim yaşadığım gibi birçok köyü etkiliyor. Aylardır elektrik olmadan, gaz lambasında ders çalıştım. Bu yüzden gözlük takmak zorunda kaldım. Bu, bizim için boynumuzu eğip kabulleneceğimiz bir kader olmamalı. Bunun için bir şeyler yapılmalı. En azından buradaki insanlar odalarının fazladan yanan bir lambasını söndürseler, bizler karanlıktan kurtuluruz.

            Arkadaşı Mehmet cevap veremedi. Hiç konuşmadan yollarına devam ettiler. Eve vardıklarında ikisi de yatıp uyudular.

            Ömer derin bir uykuya daldı. Rüyasında Elektrik İşleri Genel Müdürü olmuştu. Ekibini toplamış elektriksiz köylere elektrik götürme projesi üzerinde tartışıyorlar. Bu proje gerçekleşirse artık elektriksiz köy kalmayacaktı. Köylerde elektrikler kesilmeyecekti günlerce, aylarca. Çocuklar derslerine daha aydınlık ışıl ışıl odalarda çalışacaklardı. Çok heyecanlıydı Ömer…

-           Ömer, Ömer uyan, sınava geç kalıyoruz!

-           Evet, elektriksiz köy kalmayacak bunu ben gerçekleştireceğim!

-           Ne diyorsun oğlum, kafayı mı yedin?

       - Bu sınavı kazanacağım, karanlıkları aydınlığa dönüştüreceğim! Hem sokaklardaki hem de kafalardaki karanlıkları bitireceğim!

DERYA YAVLAR

 

<<< Önceki Sayfa                                              Sayfa 26                                 Sonraki Sayfa >>>
        
              İçerik Sayfası >>>