|
ZAMANE GENÇLİK Hayatı sorgulama güdüsünün içimizde filizlenmesiyle başlar gençlik yılları. Yaklaşacağımız limanlara karar verebilmekle de ilk adımı da atmış oluruz bu yola. Hayatın zor sorularına tek başımıza cevap veririz, kararlarımızın da çoğunu yalnız almak zorundayız. Bazılarını hayat boyu desteklerken, yanlış kararlarımızda iki farklı seçenek çıkar önümüze. Ya yanlışımızı kabullenip, doğruyu bulmaya çalışırız, ya da kendimizi avutmak için sahte bir avukat tutarız yüreğimize, her yanlışımızda savunur bizi… Kimi zaman boşlukta hissederiz kendimizi, ne yöne gideceğimize karar veremeyiz, tıpkı dalından kopmuş hafif bir sonbahar yaprağı gibi. Bizi bu boşluğun içinden alacak kişiler de bellidir tabi ki. Her zaman olduğu gibi yine ailemiz destek olur bizlere. Ama araya birde kuşak çatışması girerse vay bu “zamane gençliğin” haline. Biz gençler anlaşılamamaktan yakındıkça, gençlik yıllarını geride bırakanlar da bizleri anlayamamaktan yakınırlar. “Yeni nesil, zamane gençlik” diye kalıplaşmış sözlerdedir bence asıl sorun. Yıllardır söylenir zamane gençlik, peki eskisi nerede öyleyse… Kim yaşamış ki hatasızca gençliği, sadece doğrularla, mutluluk ve huzurla… Mümkün de değildir ki zaten. Gençlik demek hayatı tanıma evresi demektir. Hatalarımız, pişmanlıklarımız, hayal kırıklıklarımızda olgunlaşırız yavaş yavaş ve hazırlanırız hayata. Biz gençleri eğitmek, yirmi otuz yıl öncesinin kurallarıyla yaşatmak mı demektir? Bu düşünce tarzına sahip yetişkinlerdedir biraz da sorun. Bu zaman aralığında değişen biz değil, hayatın ta kendisidir. Hayat her yıl kendine bir şeyler katarken insanların ömründen de seneleri götürür usul usul. Yaşamak isteyip de yaşayamadıklarını, çocuklarının gençliğinde onlara yaşatmak ister işte bu aileler. Ne yazık ki her gencin, bulunduğu döneme ayak uydurması gerektiğini göremeyebilirler… İyi kötü ayırt etmeden her şeye özenen, kişilik belirleme sorununu son safhada çekenler vardır ki, bu kişiler de gençliğin adının kötü anılmasında büyük etkiye sahiptir. Türkçeyi katleden, ahlâk değerlerimizi mahveden, bilinçsizce davranışlar sergileyen kişileri de “Zamane gençlik” diye sınırlandırmak, hedefini belirlemiş, rotasını çizmiş ve sağa sola sapmadan yoluna devam eden gençler için büyük bir haksızlık değil midir? Biz, büyüklerimizin sözlerine kulak verirsek, onlarında bizi anlayışla karşılayacağından adım gibi eminim. Ahlâk değerlerimizi korursak, teknoloji bağımlısı olmadan, onu en doğru biçimde kullanmayı öğrenirsek, isyankâr değil de Türk adını taşıyan her insanın olması gerektiği gibi hoşgörülü olursak, başkalarına özenmeyi bırakıp kendi kimliğimizi bulursak ne sorun çıkabilir ki önümüze. Tüm bu kuşak çatışmalarını ortadan kaldıracak formül, hoşgörü, anlayış ve biraz da iradedir bence…
|