|
Sonbahar, kuru yaprakların dalından düşerken bıraktığı acıdır, diye düşündü Gencer. Sarıya boyanmış güz bahçelerinde dolaşırken, sararmış yapraklar gönlünü hüzünle doldurdu bizim delikanlının. Aklına ilkokul arkadaşı Can geldi. Onunla ne de iyi anlaşırlardı… Her gün bir macera, mutluluk, güldürü, beraberlik… Günler güzel geçerdi onunla beraberken. Sonunda karşılarına bir sınav çıktı. Mutlaka aşmaları gereken bir sınav… Çok çalışmaları gerekiyordu. İlerideki ideallerini belirleyen çok önemli bir aşamaydı bu. Herkes göstereceği çabanın karşılığını alacaktı ve bir yerlere yerleşeceklerdi. Bu aşama sonunda Gencer bir yerde, arkadaşı Can başka bir yerde sürdürmeye başlamışlardı hayatlarını. Farklı yerlere savrulmuşlardı sonbahar yaprakları gibi. Gencer, bahçede sararmış yaprakların arasında dolaşırken bir yandan da bunları düşünüyordu. Keşke şimdi arkadaşları yanında olsaydı. Bu bahçe için de aynı şey söz konusu değil miydi? İlk önce açarlar. Bizim gibi büyürler. Onlar da ağaçlarında yüzlercesi; hatta binlercesi arkadaş olurlar. Bir gün gelir bizler gibi istemeden birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Biz daha sonra görüşebilme imkânı bulsak da onlar asla… Onlar ağaçlarından ayrılıp toprağa düşerken bir yandan da ömürlerine veda ederler. Gencer, bunları düşünürken şiddetli bir rüzgâr çıktı ve önündeki hüzünlü yaprakları önüne katıp sürüklemeye başladı. Rüzgârın önü sıra gitmemek için nasıl da direniyorlardı. Ama çare yok gitmek zorundaydılar. İdama giden mahkûmlar gibi direnmekten vazgeçip kendilerini rüzgârın önünde, hayatın akışına bıraktılar. Bilinmeyene doğru sürüklenip gittiler. Gencer’in içi bir anda ürperiverdi bu sinsi rüzgârla. Üzülerek düşündü. Acaba arkadaşlarıyla tekrar bir araya gelecek miydiler? Yoksa bu yapraklar gibi sonsuzluğa mı sürüklenmiştiler? Bir daha görüşemeyecekler miydi?
- Hep bu sınavların yüzünden! Ne olurdu
sınavlar olmasa! Biz de bu dalındaki
yapraklar gibi son ona kadar birlikte
yaşasaydık, ne olurdu? Daha hayatımızın
baharında ayırdılar bizi! Diye söylendi,
kendi kendine. Rüzgârın önünde sürüklenen yapraklar kendilerinden daha şanslıydılar. Onlar, son ana kadar aynı dalda aynı dostlarla yaşamışlardı hayatı. Şimdi de birlikte gidiyorlardı sonsuzluğa. Orada da birlikte olacaklardı sonsuzluğun sırrına vararak!
MUHAMMET CAN AZARİ
|