|
Renklerin dansını izleriz her sonbaharda. Yeşil, yavaş yavaş baharın bitimini hissettirircesine sarıya dönüşürken, sarı ve kırmızı da aralarında hâkimiyet yarışına tutulurlar. Yeşil, sarı ve kırmızı renkler aralarında öyle bir dans ederler ki görmeye değer! Bir rekabetin dansıdır bu. Yeşilin tahtına konmak için yarışırlar. Bu dansta coşku ve hüzün bir aradadır. Bu dansı hep sarı kazanır; ama sonunda o da kaybeder. Beyaza yenilir. Sarı yapraklar ağaçlara veda ederek yere dökülürler ve onların arasında yürümek; ayrılığı, acıyı ve hüznü uyandırır bizde. Kendimiz ve geçmişimizle baş başa kalırız. İşin içine bir de kırmızı girerse, sıcak renkler sarıyla birleşir, işe daha koyuluk, derinlik katar ve sonbahar; asıl o zaman sonbahar olur! Bunaltıcı sıcaktan kurtulmuşsunuz, serin, bulutlu bir hava… Bütün şehrin cansızlığıyla birlikte, siz düşüncelerinizle baş başayken yağan yağmur… Solmuş yaprakların üzerindeki yağmur tanecikleri… Bu tanecikler üzerinize düşerken sanki bütün sıkıntı ve dertlerinizden kurtulmuş, bir yandan da hayatın yoğunluğunda bir mola vermiş gibi olursunuz. Gözlerinizi kapattığında o yorucu tempo yerini hafif bir yağmura bırakmıştır. Artık kulağınıza gelen tek ses yağmur taneciklerinin düşüşündeki ahengin sedasıdır!
<<<
Önceki Sayfa
Sayfa
13
Sonraki Sayfa >>>
|