BAŞIMIZDAKİ ŞAPKALAR
 

B

izim ortaokul dönemlerinde öğrencilerin okula devam ettiği günlerde  şapka takma zorunluluğu vardı. Subay şapkasına benziyordu. Terek üstünde sarı teneke parçasından çelenk ve çelenk üstünde ay yıldız vardı. Fiyatına göre kalitesinin değiştiği, şapkayı giyene ayrı bir değer kazandıran kalıplı olanlarına gıpta ile bakılırdı. Bu itibarla şapka içinde naylon koruyucu ile dikilen etiketi önemliydi. Bu etiket ve koruyucuları kimlik görevini yapıyordu.

 

            Şapkaların terek üzerini, her okula göre değişen şerit çevreliyordu. Kırmızı, lacivert, beyaz, siyah ve yeşil şeritli olanları vardı. Bizim şapka şeritleri kırmızıydı.

 

           İlkokulu bitirenlerin büyümenin tescili olarak heyecanla taktığı, ikinci sınıfta tekleyen, üçüncü sınıfta ise takmamanın bir ayrıcalık olduğu kanaati taşınırdı.

            Bütün öğrencilerin zorunlu halde taktıkları şapkaların ilginç olan tarafı, erkekler taktığı gibi kız öğrencilerin siyah önlük ve beyaz yakalık ile birlikte aksesuarlarını tamamlayan şapka takmasıydı. Erkeklere ne derece yakıştığı tartışılsa da, kızların takmasında ne anlam vardı anlamakta hâlâ zorluk çekiyorum.

           Kız öğrencilerin okul dışında taktıkları pek vaki değildi ama erkek öğrencilerin üzerinde okul kıyafetinin alameti gibi baş üstünde taşıma zorunluluğu vardı. Eğer pantolon, ceket gömlek ve gömleğin iki yakısını ip bağlar gibi tutan kravatın varsı mutlak suretle başında şapkan olacaktı. Çarşı, pazar ve sokakta karşıdan gördüğün öğretmene bütün ciddiyetinle, mevcut olduğun okulun öğrencisine yakışır bir asalette selama hazırlanırsın Rastladığın öğretmenine  “asker selâmı” vererek geçeceksin. Öğretmen bey / hanımefendi lütfederse gülümseyerek veya bütün despotluğu üzerinde taşıyan bir otoriter edasıyla selâmı alırdı.

           Eğer başında şapkan yoksa ve de rastladığın öğretmen Türkçe öğretmenlerinden Hüseyin PELİTLİ, seni şapkasız gördüyse işin var demektir. Ertesi sabah okul bahçesinde her sınıf ayrı ayrı sıraya geçtiği vakit, Türkçe Öğretmeni Hüseyin Pelitli, elini kemerinin üzerine kor “dayı gibi”  asılır, isim isim ve şahsen tanıdığı öğrencilerden şapkasız görülenleri duvar üzerine çıkarırdı. İşte bu duvar üzeri mankenler geçidi gibi dizilen öğrenciler “şapkasız dolaşmaktan” ötürü cezalandırılırdı. Bu cezalandırma kimi zaman “Kulak yumuşatma” kimi zaman “ beyin ve mide oturtması” veya “ Pelitli tokadı” olurdu.


     Kızlara, Erkek Kasketi

  O öğrencilik yıllarında, başımızın üzerinde özenle ve korku ile taşımaya çalıştığımız, diğer zamanlarda koltuk altında taşırken bile endişe duyduğumuz şapkalara ne oldu da birden bire ortadan kalktı.  Hiç farkında olmadık.

           Cezalandırılmanın sebepleri arasında birinci sırayı alan erkeklerin “uzun saçlı” kızların “bakımsız saçlı” olmadan sonra ikinci sırayı işgal eden “şapkasız dolaşmak”  veya “ şapkayı koltuk altında taşıma” suçları geliyordu.

 

            Şapkasız dolaşmaktan cezalandırılanlarımıza şimdi tebessümle bakıyorum. Biraz dumanlı biraz sisli hatıralarımın arasında gözlerimin önünden geçerken;

  “Biz erkeklere şapka zorunlu tutuluyordu da, kız öğrencilerin derdi neydi?” dememekten kendimi alamıyorum.

                                                                 
  Hüseyin MENÇ
                                                                Tarih Araştırmacısı


 <<< Önceki Sayfa                                    Sayfa                                 Sonraki Sayfa >>>
 

  İçerik Sayfası >>>