BİR YUDUM ÇOCUKLUK

  

Sevgili Günlük,                                                                                                  15.07.2007

 

Bu temmuz sabahında erken uyandım. Çok güzel uyumuşum. Esneyerek gözlerimi açtım. Camı araladım, güzel ve temiz havayı içime çektim. Elimi, yüzümü yıkadıktan sonra, annemin elleriyle hazırladığı o nefis kahvaltı sofrasına oturdum. Arkadaşlarım tam zamanında evimizin ziline bastılar. Oyun vakti gelmişti. Acele bir şekilde kahvaltı yapıp aşağıya indim.

 

Sitemizin bahçesi çok güzeldi. Küçük bir dere yatağına kuruluydu sitemiz. Arkadaşlarımla dereye inip yakartop, saklambaç gibi oyunlar oynardık. Bugün de öyle oldu. Tam oyuna başlamıştık ki annem ve ablam beni eve çağırdılar. Ben gitmek istemedim. Bana bir sürprizleri varmış. Kaç aydan beri gitmek istediğim Yenice’ye gidecekmişiz.  Çok mutlu oldum. Koşar adımlarla merdivenlere yöneldim.

 

Hemen hazırlıklara başladık el birliğiyle. Orada sallanmak için hamak ve güzel sularından faydalanmak için birkaç su bidonu aldık. Bu arada babam da gelmişti. Arkadaşlarımla vedalaştım sanki gurbete gider gibi. Yenice çok uzak değildi; ama sekiz yaşındaki bir çocuk için uzak sayılması gayet normal değil mi sevgili günlük?

 

 Yola koyulduk. Ormanları, bağları, güzel bahçeleri, tarlaları seyrederek Yenice’ye vardık. Yeşillikler içinde şırıl şırıl akan sularıyla Cennet’ten bir köşeydi sanki. Bizden önce insanlar gelip yerleşmişti bile. Biz de masamızı seçip yerleştik.

 

Orada güzel bir yemek yedik. Şelaleyi seyrettik. Uluağaç’ın altında aile boyu fotoğraf çektirdik. Orada sınıf arkadaşımı gördüm. Kardeşim ve arkadaşımla beraber oyunlar oynadık. Oradan ayrılırken arkadaşım ve ailesi bizi bağlarına davet ettiler. Bizde onları kıramadık. Davetlerini kabul ettik.

 

Bağları Yeşilırmak’ın kenarındaydı. Çeşit çeşit ağaçlar vardı. Orada salıncağa bindik. Top oynadık. Günün nasıl geçtiğini anlamadık. Akşam olmuştu. Eve gitme vakti gelmişti. 0radan vedalaşarak ayrıldık. Yine Ormanları, bağları, güzel bahçeleri, tarlaları seyrederek eve geldik.

 

Arkadaşlarım aşağıda halen oynuyorlardı. Annemden biraz aşağıda durmak için izin aldım. Annem akşam olduğu için izin vermek istemedi. Arkadaşlarım da biraz yalvarınca annem ikna oldu. Sitemiz çok güvenliydi. Daha doğrusu güvenli bir şehirde yaşıyorduk. Arkadaşlarıma gittiğim yerleri, salıncağa binmemizi, fotoğraf çekinmemizi, hepsini teker teker anlattım. Onlarda en kısa zamanda gitmek istediklerini söylediler.

 

Arkadaşlarımla oyun oynadık. Top oynarken, topumuz dereye kaçtı. Dereye inip topumuzu aldık. Ablam yemek yemeğe çağırdı. Evimize çıkıp, elimi, yüzümü yıkayıp sofraya oturduk. Annem her zamanki gibi güzel yemekler yapmıştı. Çok yorgundum. Biraz dinlendik. Hava çok güzeldi. Dolaşmaya çıktık. Şimdi de dondurma faslı başlıyordu. Yalıboyu Evleri’nin karşısındaki gezi yoluna doğru yürümeye başladık

.

     Geze geze çarşıya geldik. Yeşilırmak kenarındaki gezi yolunda mola verdik. Padişahların hayatlarını okuduk.  Irmağı seyrettik. Babam bize dondurma aldı. Banklarda oturduk. Kardeşim ve ben yol boyunca koşturduk. Dondurmalarımız elimizde akşamın tadını çıkara çıkarak evimize döndük.

 

 Çok yorulmuştuk. Kardeşim ve annem hemen uyudular. Ben babamla biraz oturdum. Uykum geldi; birazdan yatacağım. Bir an düşündüm: “ Acaba başka bir şehirde olsaydım, böyle bir günü yaşayabilir miydim? ”  Televizyonlarda gördüğüm ürkütücü haberler geldi gözümün önüne. Mümkün değil! Amasya’da çocuk olduğum için çok şanslıyım.

 

Sevgili günlük, Amasya’da çocuk olmak gerçekten çok güzel!

 

                                                     CEREN TAHTACI

                      AMASYA BİLİM VE SANAT MERKEZİ

<<< Önceki Sayfa                                                 Sayfa 36                                         Sonraki Sayfa >>>
        
          
İçerik Sayfası >>>