AMASYA’YI GEZİYORUM

       O gün Esma yatağından kalktığında çok heyecanlıydı. Çünkü Taner Abisi ile turistleri gezdireceklerdi. Kahvaltısını yapıp annesini öptü. Sonra yan komşuları olan Taner Abisinin yanına gitti. O da hazırdı. Haydi, çıkalım dedi ve çıktılar. Yol kenarından bir otobüse binip turistlerin kaldığı Harşena Oteli’ne gittiler. Otelden çıktıktan sonra Taner Abisi “Bu gördüğünüz evler Amasya’nın evleridir. Genellikle yan yana, sırt sırta ve bitişik nizam yapılmıştır. Evlerin çoğu avlulu ve bahçelidir.”dedi ve yollarına kaldıkları yerden devam ettiler.

       Turistlere ilk Bimarhane’yi gezdireceklerdi. Bimarhane’ye gittiklerinde turistler Bimarhane’nin duvarlarına yapılan oymaları büyük bir dikkat ile inceledi. İçeri girdiklerinde Taner Abisi anlatmaya başladı:

— 1308–1309 yıllarında İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmed Olcaytu ve eşi İlduz Hatun adına yapılmıştır. Dikdörtgen planlı, açık avlulu, eyvanlı, tipik Selçuklu medrese planına sahiptir. Tıp medresesi olarak kullanılan eserin taç kapısı, dönemin taş işlemeciliğini yansıtan giriş detaylarının güzelliği ile ünlüdür.

         Bu açıklamayı turistler büyük bir dikkat ile dinlemişti. Esma merak edip sordu:

— Taner Abi şu köşe niçin yapılmıştır? Çok merak ettim de…

— Gel hadi oturalım da öyle gör.

        Esma oturduğunda çok şaşırmıştı. Çünkü yapıtı öyle özel hazırlamışlardı ki oraya oturunca Amasya’nın kalesi bir tablo gibi görünüyordu. Oraya oturan turistler de çok şaşırmıştı. Bir süre kaleye doğru baktılar. Ama o arada birileri “Ebru Sanatı” hakkında bilgi verip yapılışını gösteriyorlardı. Herkes büyük bir dikkat ile onları izledi. Yapılışı bittikten sonra Esma da yapmak istedi ama yapamamaktan da biraz korktuğu için kimseye bir şey söylemedi. Taner Abisi:

— Haydi, artık Şirin ile Ferhat için yapılmış yola gidiyoruz.

         Oraya vardıklarında Taner Abisi:

— Karşıda gördüğünüz gibi beş tane oymalı yer vardır. Bunlar Kral Kaya Mezarlarıdır.  Bu mezarlıklara eskiden Amasya’da yaşamış kralların mezarları koyulmuştur.

   Turistlerden biri “Şu kenardaki insan yüzü heykelleri nedir?”diye sordu. Taner Abisi:

— Onlar Amasya da yaşamış insanların heykelleridir. Bir söylentiye göre Amasya’nın uğurlu rakamı beştir. Böyle söyleme nedenleri ise;

       — Beş tane Kral Kaya Mezarı vardır,

       — Atatürk Amasya’ya beş kez, gelmiştir,

        — Çınar ağacının yapraklarında beş tane kol vardır”  dedi ve devam etti:

— Bu yolun adından da anlayacağınız gibi Amasya’nın ünlü efsanevi kahramanları Ferhat ile Şirin’dir. Efsane şöyle der:

       Şirin adında güzel mi güzel bir kız yaşarmış. Ablası şehrin sultanıymış. Şirin’e bir gün bir saray yaptırmak için hazırlıkları başlatmış. Saray için çalışan işçilerden biride Ferhat’mış. Ferhat da yiğit, yakışıklı bir delikanlıymış. Şirin bir gün çalışmaların nasıl gittiğine bakmak için geldiğinde Ferhat ile karşılaşmış. İlk görüşte birbirlerine âşık olmuşlar. Bir süre gizli gizli buluşmuşlar. Bir gün Şirin Ferhat’a “Gel beni ablamdan iste.”demiş. Ferhat da ne yapsın? Gidip istemiş ama sultan kardeşini “Ferhat kardeşimi mutlu yapamaz o çok fakir!” diye vermemiş. Ferhat da dağlarda yaşadığı bilinen bir bilgine gidip tüm derdini anlatmış. Bilgin de Ferhat’a “Gel beraber isteyelim.”demiş. Sultanın huzuruna çıkmışlar. Sultan Ferhat’ı vazgeçiremeyeceğini anlayınca “Şehre su getir, kardeşimi vereyim.”demiş.    Ferhat da canla başla çalışıp su çıkartmaya uğraşırken yaşlı bilgin Şirin’e âşık olmuş. Ferhat ile Şirin’in birleşmesini istememiş. Ferhat’a gidip “Şirin öldü!”demiş. Ferhat çok üzülmüş. Elindeki kazmayı havaya fırlatmış ve kazma başına düşmüş. Orada yere yığılıp kalmış. Şirin’in kulağına bu haber gidince intihar etmiş. Mezarlarını bir dağın tepesine gömmüşler. İlkbahar ayında mezarlardan iki gül büyürmüş. Tam birleşeceklerken ardan bir diken çıkar ve birleşmelerine engel olurmuş.

        İşte efsanenin kulaktan kulağa geçmiş hali böyledir. Fakat asıl efsane İran’da geçmiştir ve Ferhat’ın deldiği sanılan dağları da Roma askerleri delmiştir.

Bunları duyan turistler çok şaşırmıştı. Taner Abisi:

—Şimdi Sultan 2.Beyazıt Cami’sine gidiyoruz.

Oraya vardıklarında Taner Abisi:

—Camilerin önünde iki tane çınar ağacı bulunur. Bu çınar ağaçları camileri şimşek ve yıldırımlardan korur. Zaten karşıdaki çınar ağacına bakınca ne demek istediğimi anlarsınız.

Ağaçlar gerçekten de dökülecek gibi duruyordu. Etrafı demir tel ile çevrilmiş, yukarı bölümlerinden herhangi bir şey düşmesin diye de demir telden kemer yapıp oraya takmışlardı. Turistler bir süre ağaca baktıktan sonra caminin içine girildi. Cami çok büyüktü. Birkaç kişi namaz         

 Taner Abisi:

—Sultan 2. Beyazıt adına 1486’da Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından; cami, medrese, imaret, şadırvan ve çeşmeden müteşekkil külliye olarak yapılmıştır. Osmanlı mimarisinin karakteristik yapıları arasında yer alır.

       Turistler camiyi biraz daha gezdikten sonra dışarı çıktılar. Taner Abisi bir ara Esma’ya bir şey sormak için baktığında Esma yoktu. Çok telaşlanmıştı. Esma kendisine emanetti. Her tarafı aramıştı. Ama Esma yoktu. Ne yapacaktı? Sonra nedense içeride söyledikleri geldi aklına. Cami, medrese... Elbette medrese, hemen medreseye bakmaya gitti. Esma gerçekten de oradaydı. Eserlerin arsında kendisini kaybetmişti. Bir oh çekti. Sonra Esma’yı alıp dışarıya çıktı.

 Oradan da müzeye gittiler. Müze iki katlıydı. Birinci katında tabutlar, takılar, paralar, çok ağızlı içecek kapları...

İkinci katında ise Hitit Fırtına Tanrısı, kılıçlar, elbiseler, Kuran-ı Kerim, çocukların oyuncakları... Gibi eşyalar vardı.

Bahçede ise aile mezarları, mezarlar ve mumya bölümü vardı. Hepsini inceleyip mumya bölümüne geldiler. Mumyalar çok korkunçtu. Kemikleri erimiş, derileri çürümüştü. Turistler hepsini büyük bir dikkat ile inceledi. Esma çok korkmuştu. Taner Abisine “Hadi çıkalım.” dedi, ama o “Biraz daha bekle, herkes incelesin öyle çıkalım.” demişti. Herkes inceledikten sonra çıktılar. Taner Abis son olarak turistlere Amasya Saat Kulesi’ni göstermek istedi. Saat Kulesinin yanlarına doğru gelince anlatmaya başladı:

—1865 yılında Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa tarafından yapılmıştır. Şubat 1940’ta Hükümet Köprüsü yapılırken yenisini yaptırma düşüncesiyle yıktırılmıştır. Yeni Saat Kulesinin yapımına 25 Mayıs 2001’de başlanmış,18 Haziran 2002’de hizmete açılmıştır.

       Bu konuşmadan sonra turistleri yine Harşena Otel’e bıraktılar. Bıraktıktan sonra Esma dondurma istedi. Taner Abisi de aldı. Dondurmalarını yiye yiye dolaştılar.

Yarım saat sonra Esma’nın başı ağrımaya başladı. Taner Abisi de onu yakınlarda bulunan bir sağlık ocağına götürdü. Sağlık ocağında Esma’nın başının ağrımasının sebebinin yorgunluk olduğunu söyleyip 10–15 dakika yatırdılar.   

       Oradan çıktıktan sonra Esma, Taner Abisine sağlık ocağında kendisine çok iyi bakıldığından, kendisi ile ilgilenildiğinden ve bu durumdan dolayı çok mutlu olduğundan bahsetti. Eve gittiklerinde çok yorgundu. Annesinin hazırladığı yemekleri yiyip hemen uyudu. Bu günü hiç unutmayacağına dair söz verdi.

 

 

 

                                              BETÜL UÇKAN

                            AMASYA BİLİM VE SANAT MERKEZİ

                                           

 

 <<< Önceki Sayfa                                                 Sayfa 35                                         Sonraki Sayfa >>>
        
                                                                          İçerik Sayfası
>>>