|
BÜYÜK SEÇİM
Küçük Ali, ne kadar tembel ve uyuşuksa Küçük Ali’nin iç organları da bir o kadar hırslı ve rekabetçiymiş. Kendilerini siyasete o kadar çok kaptırmışlar ki siyaset ve seçim onların hayatı olmuş neredeyse. Bu yüzden, asli görevlerini bile aksatmaya başlamışlar. Gelin isterseniz, sözü kısa keselim ve onların dünyasına ufak bir yolculuk yapalım. Bakalım hırs ve ihtiras kimlere neler getirmiş, kimlerden neler götürmüş.
Günlerden bir pazartesi sabahı… Küçük Ali’nin kalkıp okula gitmesi gerekiyormuş; ama onun ne uyanmaya ne de kalkmaya niyeti varmış. Bir türlü uyanmak istemiyormuş. Annesi oğlunun başucuna gelmiş, Küçük Ali’yi zorla uyandırmış. Küçük Ali annesine yalvarıyormuş:
— Anneciğim ne olur beş dakika daha yatayım!
— Haydi oğlum, okuluna geç kalacaksın. Bak, arkadaşların hep gidiyorlar. Daha kahvaltı da yapacaksın.
— Of, işin yoksa bir de kahvaltı yap! Ben bir şey yemek istemiyorum! Azıcık daha uyusam ne olur ki!
En sonunda zorlada olsa kalkmış Küçük Ali. Uyanmış uyanmasına da mideyle bağırsaklar, diğer iç organlar daha uyanamamış. Hâlâ uyuyorlarmış. Küçük Ali’nin boğazı kurumuş. Gidip kana kana buz gibi bir bardak su içmiş. İçtiği su hızla yemek borusundan aşağı doğru inmeye başlamış.
Yemek borusu derin uykudayken su yemek borusunu uyandırmış. Yemek borusu çok sinirlenmiş; ama bir şey dememiş. Su, yemek borusunu uyandırınca hızla mideye doğru inmiş. Su, mideyi de uyandırmış. Mide de çok sinirlenmiş; ama o da bir şey dememiş. Çünkü bir hafta sonra en iyi organ seçimi yapılacakmış. Bu seçim sonucunda bu vücudu yönetecek organ belli olacakmış. Seçimin son gününe kadar da isteyen herkes aday olabilirmiş. Bu yüzden de herkes gerçek yüzünü gizleyip iki yüzlülük maskesini takınmış. Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi…
Adaylar arasında en iddialıları mide ile yemek borusuymuş. Bu seçimin dışında kalan kemikler mideyi, kanlar da yemek borusunu destekliyormuş. Siyaset bu ya özellikle ikisi arasında kıyasıya bir rekabet varmış. Mide yemek borusunu, yemek borusu da mideyi yok etmek pahasına seçimi kazanmak istiyorlarmış. Neredeyse gözlerini kan bürümüş. Durmadan birbirlerine karşı suikast planları bile yapıyorlarmış. Hatta yemek borusu mideyi zehirlemeyi bile düşünmüş; ama bunu başaramamış.
Seçim günü yaklaştıkça herkes birbirinden oy istiyor, yapamayacakları vaatlerde bulunuyorlarmış. Çalışmayan organlara yüksek maaşlar bağlama, çalışma saatlerini yarı yarıya düşürme sözü verenler bile varmış.
Bir hafta dolmuş. Seçim günü gelmiş. Fakat bu süre içinde organlar kendilerini seçim havasına öyle kaptırmışlar ki görevlerini yapmadıkları için Küçük Ali hastalanmış. Küçük Ali hastalanınca yemek borusu haricinde bütün organlar bitkin düşmüş. Bu yüzden seçim bir hafta daha ertelenmiş.
Organları yemek borusu beslediği için bunu diğer organlar üzerinde tehdit unsuru olarak da kullanmaya başlamış. Bu durumda devreye yine Küçük Ali’nin annesi girmiş. Oğlunu yedirip içirmiş, ilaçlarını düzenli olarak vermiş ve iyileşmesini sağlamış. Birkaç gün sonra bütün organlar da iyileşmişler. Bu hastalık onların da biraz olsun akıllarını başlarına toplamalarını sağlamış. Yapacakları seçimin, verecekleri oyların onlar açısından ne kadar önemli olduğunu anlamışlar.
Seçim günü yavaş yavaş yaklaşıyormuş. Mideyle yemek borusu birbirlerine kin duymaya devam etmişler. Mideyle yemek borusu kendilerini destekleyen kan ve kemiklerin güvenlerini de sarsmışlar. Bu yüzden kanla kemikler onlara oy vermekten vazgeçmişler. Seçim günü gelmiş. Bütün organlar sandık başına giderek oylarını kullanmışlar. Seçim bitip sandıklar açılıp oylar sayılmaya başlayınca hepsi heyecandan ve meraktan yerinde duramaz olmuş.
Ve nihayet oylama sonuçları “Vücut Seçim Kurulu” tarafından açıklanmış. Sonuç herkesi çok şaşırtmış. Çünkü seçimi son anda diğer organların zorlamasıyla aday olan kalp kazanmış. Kalp kazanmış; çünkü kalp iyi niyetliymiş. Sevgi doluymuş ve kimseye kin duymuyormuş.
Ve Küçük Ali için artık sağlıklı ve başarı dolu günlerin önü de açılmış olmuş böylece. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Organlar bunu yapıyorsa biz insanlar niye yapmayalım.
Büyüklerimiz haydi bakalım sandık başına…
BATUHAN ÖZEL
AMASYA BİLİM VE SANAT MERKEZİ
<<<
Önceki Sayfa
Sayfa
20
Sonraki
Sayfa
>>> |