YIKILAN HAYALLERİM

    
     Bugün, arkadaşlarımla iki saat oynayıp eve geldim. Üstümü değiştirdim, elimi yüzümü yıkadım ve karnımı doyurmak için mutfağa girdim. Annem sofrayı hazırlamış beni bekliyordu. Masaya oturup önümdeki yemeği çabucak yedim. Çok yorgun olduğum için hemen odama gidip yatağıma yattım. Uyumak istiyordum; ama daha çok erken olduğu için uyuyamadım. Zaten, o kadar heyecanlıydım ki uyumak istemiyordum; çünkü yarın 23 Nisan’dı.

 

 Ben 23 Nisan denildiği zaman hayaller kuruyor ve bu hayallerin esiri oluyordum. Bu hayaller, her zaman gerçekleştirmeyi düşlediğim hayallerdi. Hep, bir dahaki seneye olacak 23 Nisanları düşünüyor, değişik umutlara kapılıyordum. Bu, 23 Nisan’ın diğer bayramlar gibi olmasını istemiyordum. Çünkü diğer 23 Nisanlar hep insanların sorunlarıyla geçiyor, çocuklara önem bile verilmiyordu. Ben, bu durumdan hiç hoşlanmıyordum. 23 Nisan bizim günümüzdü, neden kötülüklere yer verilsin ki? Tabi, bir de annesi babası olmayan çocuklar var; ama onlar da bizim gibi eğlenmeyi hak ediyor. Onların da güzel hayalleri var. Onların bizden farkı yok! Herkesin gözünde 23 Nisan bir parıltı olmalı. Ben de bu parıltıda coşmak, eğlenmek, mutlu olmak, sevmek ve sevilmek istiyorum.

 

        Bu hayalleri düşünürken birden uyuyakaldım. Çok güzel bir rüyaya yelken açtım. Rüyamda: “ Bir çocuk vardı. Bu çocuk ağlıyordu. Yanına gidip ona “Neden ağlıyorsun?” diye sordum. O da benim yüzüme bakıp: “Ben yetim ve öksüzüm. Kimse beni sevmiyor, benimle arkadaş olmuyor. Yalnızım…”  Ben de bu sözler üzerine onu kolundan tutup 23 Nisan şenliklerinin yapıldığı stadyuma götürüyorum. O, çok mutlu oluyor ve birçok yeni arkadaş ediniyor.”

 

        Ben, bu rüyadan uyanınca yüzümde küçük bir tebessümle dışarı çıktım. Sabah oldu sanıyordum; ama saat daha 19.30’du. Annemden izin alıp dışarı çıktım. Yolda yürürken sonsuz bir heyecanın her tarafımı kapladığını hissediyordum. Gördüğüm rüya, bana her şeyi unutturmuştu.  İçimdeki heyecanın nedenini biraz düşündükten sonra anladım. Yarın 23 Nisandı ve ben şenliklerde görev alıyordum.

 

            Koşar adımlarla eve yöneldim. Evde babam televizyonda haber izliyordu. Ben de haberleri izlemek için televizyonun karşısına oturdum. Haberler can sıkıcı değildi. Hepsi güzel haberdi. Mutlulukla odama gittim. Saat 22.32‘ydi. Yarına kavuşmak için yatağıma yatıp gözlerimi kapadım.

 

       Sabah, o heyecanla saat 06.55 de kalkmışım ve bir daha uyuyamadım. Salona geçip, çizgi film izlemek için televizyonu açtım. Çizgi filmimi izledikten hemen sonra odama gidip okul kıyafetlerimi giydim. Kahvaltımı yapıp okula gittim; çünkü okuldan stadyuma gidilecekti.

 

       Okuldan otobüse binip stadyuma gittik. Şenlikler yapıldı ve biz yürümeye başladık. Düzenli bir şekilde yürüyorduk.

 

       Sonunda stadyumdan çıktık. Bizi otobüsle okula bıraktılar. Ben de eve gittim. Annemle babama günün nasıl geçtiğini, neler yaptığımızı anlattım. Sonra da yemek yemek için masaya oturduk. Yemek yedikten sonra odama gidip okul kıyafetimi değiştirdim. Çok yorgundum. Ama, bir şeyi çok merak ediyordum. Salona gidip televizyonu açtım. Haberler çok kötüydü. Bir adam bıçaklanmış, arılar kaybolmuş, kaza olmuş… Her şey aynı; fakat bir şey farklı: o da hayallerim…

 

       Hayallerim yıkılmıştı.

   

    Derya YAVLAR
AMASYA BİLİM VE SANAT MERKEZİ

                                                    

                                                                                                            

<<< Önceki Sayfa                             Sayfa 18                        Sonraki Sayfa >>>
        
      İçerik Sayfası
>>>