ENDERUNLARDAN BİLSEMLERE

 

Milletlerin en büyük güç kaynağı yetişmiş, nitelikli insan gücüdür. Ülke kalkınmasında bu yetişmiş nitelikli insan gücüne önderlik edecek liderlere her zaman ihtiyaç duyulmuş, bu liderler toplumları her alanda peşleri sıra sürükleyerek zirvelere taşımışlardır.

 

Tersi durumlarda ise yine bu liderler, toplumlarına tarifsiz acılar yaşatmış, onların tarihin tozlu sayfalarında kaybolmalarına sebep olmuşlardır.

Geçmişe ve günümüze baktığımızda toplumlara yön veren, çağlar açıp kapayanların liderlik ve yaratıcılık gibi özelliklere sahip olan üstün ve özel yetenekli kişilerin olduğunu görmekteyiz. Bu sebeple de üstün ve özel yetenekli çocukların yeteneklerini geliştirerek kapasitelerini en üst seviyede kullanmalarını sağlamak ülkemizin bugünü ve geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki “Dünyada yerimizi korumayı, sağlamlaştırmayı istiyorsak yeteneğin her zerresine, zekânın her kıvılcımına ve maharetin en küçük ışığına bile ihtiyacımız vardır.”

Bu yeteneğin her zerresini, bu zekânın her kıvılcımını ve maharetin en küçük ışığını hayata geçirirken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi Atatürk’ün de belirttiği gibi; müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de yeteneği artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek asıl hedefimiz olmalıdır.

 

 Bu hedef tarih boyunca birçok toplumda gözetilmiş, özel yetenekli çocukların eğitimi ön plana çıkarılmıştır. Bu konuda tarihin sayfalarını yokladığımızda Eflatun’un devlet adamı yetiştirmek için önerdiği sistemi Osmanlıların “Enderun Mektepleri” adıyla hayata geçirdiğini görüyoruz. Böylece, sistemli olarak üstün yeteneklilerin eğitimini yapan bir kurum, dünyada ilk olarak Osmanlılar döneminde gerçekleşmiş oluyordu.

Gerçi daha öncesinde genişleyen imparatorluk için gereken devlet adamı ve memur yetiştirmek amacıyla “ Nizamiye Medreseleri ” de bu anlamda etkin kurumlar olarak Selçuklularda karşımıza çıkıyor; ama bu konuda Enderunlar kadar etkili olamadıklarını görüyoruz.

Yıldırım Beyazıt döneminden II. Murat dönemine kadar özellikle şehzadelerin yeteneklilerinin eğitim gördüğü bir saray okulu durumundaki Enderun Mekteplerini Fatih sultan Mehmet, yeniden örgütlemiş ve devlet yöneticisi yetiştirecek üstün bir eğitim kurumu haline getirmiştir.

Enderun, " Osmanlılarda idari ve askeri kadronun yetiştirilmesi için oluşturulan saray eğitim kurumu” olarak tanımlanabilir. Böyle bir kurumun varlığındaki esas askeri temele dayanan Osmanlı Devleti’ne yetenekli kumandan yetiştirmek ve devamlı büyüyen ülkenin farklı din ve kültürlere sahip kitlelerini idare edecek sağlam yönetici kadroları temin etmekti. Osmanlı Devleti’nin asırlarca dünyaya hükmetmesinin altındaki sır da burada yatmaktadır.

Enderun sisteminde üzerinde önemle durulan ilkelerden birisi kültürün etkili bir şekilde verilmesiydi. Çok değişik ırk ve dinî kökenlerden gelen gençler, Türk - İslâm kültürü içinde yetiştiriliyordu. Buralarda sıkı bir disipline dayanan başarı ve mahareti, yükselmenin tek aracı yaprak, kimseye ayrıcalığın tanınmadığı dönemde İmparatorluğun en başarılı kurumları haline gelmişti. Ne var ki bir takım himaye ve kayırmalarla şartları uymayanların Enderunlara alınması ve eğitim sistemindeki gelişmelere ayak uyduramaması bu kurumun etkisini zayıflamasına yol açmıştır. Bundan sonra da zaten Osmanlının çöküş süreci başlamıştır.

Kısaca, Enderun eğitimindeki temel hedef; devlette ileri hizmetler için yetenekli gençleri keşfetmek, bu doğrultuda teorik ve uygulamalı bir şekilde eğiterek onlardan yararlanmak olmuştur.

       Günümüz Türkiye’sinde de okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki üstün veya özel yetenekli öğrencilerin bireysel yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak için öğrencileri yaşıtlarından ayırmadan örgün eğitimleri dışındaki zamanlarında ilgi, yetenek ve istekleri doğrultusunda eğitim veren, bağımsız özel eğitim kurumu olan "Bilim ve Sanat Merkezleri" açılmıştır.

 

        Bu özel eğitim kurumlarının ülke çapındaki en seçkin ve bir o kadar da iddialı örneklerinden biri de şehrimizde 24.11.2002 tarihinden beri çalışmalarını sürdüren Amasya Bilim ve Sanat Merkezi’dir.

 

        Özellikle 2005 yılı sonrası çalışmalarına farklı bir ivme kazandıran Amasya Bilim ve Sanat Merkezi, 2007- 2008 eğitim – öğretim yılında zirveyi yakalamış; katıldığı proje ağırlıklı yarışmalarda başarısını il, bölge, Türkiye ve dünya birincilikleriyle taçlandırmıştır.

 

Bu başarılar tabi ki tesadüfî değildir. Bu başarıların temelinde uyumlu ve özverili bir ekip çalışması yatmaktadır.

 

 Ayrıca, Üstün ve özel yetenekli öğrenciler Amasya Bilim ve Sanat Merkezinde yetiştirilirken, onların farklılığına, hayallerine ve fikirlerine saygı ön plana çıkarılır. Yeteneklerinin yeşermesi için onlara özel müfredatlar ve programlar hazırlanır. Bu programların hazırlanmasında Türkçeyi özenle ve etkili bir şekilde kullanma, millî kimliğini ve kültürel değerlerini tanıma ve sahiplenme gibi vazgeçilmezlerimize de her zaman öncelik verilir.

 

Ve en önemlisi onlara huzurlu, emin ve sevgi dolu bir aile ortamı sunulur. Amasya Bilim ve Sanat Merkezi, bu sebeple “ BİLSEM AİLESİ ” olarak gönüllerde hak ettiği yeri bulmuştur. Öğrencisinden velisine, öğretmeninden idarecisine, memuruna ve hizmetlisine kadar bu çatı altında soluklanan herkes, bu ailenin bir mensubu olmaktan gurur duymaktadır. Amasya Bilim ve Sanat Merkezi yeni yetenekleri keşfetme, bu yetenekleri bir noktada buluşturarak ülkesinin hizmetine sunma idealinin sadık bir uygulayıcısı olarak yoluna devam edecektir.

 

                          SÜLEYMAN SOYDAŞ
                             AMASYA BİLİM VE SANAT MERKEZİ
                                
TÜRK DİLİ DANIŞMANI


<<< Önceki Sayfa                                    Sayfa 10                                 Sonraki Sayfa >>>
 
    İçerik Sayfası
>>>